23.05.2013

Solee - Jonalu (Marc Poppcke Remix)




Will be a 2013 hit possibly; muhtemel 2013 hitlerinden... 

Adrenaline

Edited by Sarjit Bains. Commentary by Carlton Kirby & James Haydon. Interviewee Charlie Hiscott Eurosport pit lane reporter. Possibly the best Motogp race finish ever! Valentino Rossi and Jorge Lorenzo battle it out in Catalunya 2009 with Rossi eventually winning the race and making it a staggering career 99 race wins! This feature was played out in a World Superbike Studio for Eurosport. All info copied from http://vimeo.com/m/32756097#_=_ Sahsi yorum: Kesinlikle bir ders verme olarak dusunulemez, Lorenzo da cok yetenekli pilot. Sadece apex noktasini, agirlik noktasini iyi yakalamakla kalmiyor Doktor(Rossi), ayni zamanda bir bukle de olsa fazla -nazik tabirle- cesareti var...Bu kadar basit, ayrica 1 tur daha olsa, kimin one gececegi de garanti degil gorunuse gore...

Photography

Ucakta kanat ve bulut, #reina da #bogaz koprusu #fotografi cekip, rontgen isinini icat etme heyecaniyla paylasmak yasaklanmistir...

25.04.2013

Spring is "on-air"

Ve Bahar geldi, spring is "on-air"... Please be a clever person and do not drink and drive, lso do not think yourself as a talented rally f*ckin pilot... Erken kalkmayi seven insanlar var, aklimin almadigi bir husus (Ateyizstler bunu da aciklasin, bu da mi tesdauf) The whom loves to be awaken at an early moment of the day, I choose not to say a word to you, God bless you... Months have passed, aylar oldu. Siddetli degisiklik var mi, BMW 4 ve Range Rover yeni kasayi filan saymazsak pek yok. Bu arada 70lerin bazi indie, house vb stili parcalari var ki, insanin agzi acik kaliyor. Beck's, Heineken, Carlsberg sonrasi Felsgold, Leffe,, ve animsayamadigim birkac bira daha (bile) bulunan arka sokaktaki Tekel bayi, Jagermeister, Jack Danielsin 10cl'ligi, Baltika idsimli Rus birasini da getirmis Thanks to the beverages and tobacco shop whom my neighbour is, just has begun to sell the brands and types that I have written above... Bahar geldi, spring is "on-air" Also follow on facebook, twitter, instagram.... From now, beacuse of this 7" lenovo tab, life would easier here on the web... For example, now on the(08 a.m.) and on TransEuropeanMotorway, just near the FSM Bridge, in Istanbul... Thursday, is thong day deeeermisim. Yarin Cuma, tomorrow is TGiFriday, thanx god it's friday... Lise1den beri, 22 senedir degismez heyecan, fotograf makinesi ve TGiF... For a long time of 22 years, unchanged melody of excitement, photography(my cam) and becoming of TGiF... Bu arada Selamicesme, Feneryolu ev borsasi: 80-90m2 sifir, 650bin TL. Bolge Manhattan gibi, daha da degerlenecek.... Selamicesme-Ciftehavuzlar arasindaki guzel balikci, kebapci, mezeciden sonra The North Shields da acilmis... Super hareket.... Thanx for watching us have a cheerful day

7.08.2012

Ne zamandir... Been a while...

Yazamadim, couldn't post a'thing. Telafi edecegim. Will be back soon in a couple of days max

13.07.2012

onüçüncü cuma, friday the thirteenth

ne kadar inanırsınız veya ne kadar korkarsınız bilmem ama bugün onüçüncü cuma. yani ayın onüçüncü gününün cumaya denk gelmiş olması. ama cuma günleri en çok da onüçüne denk gelirmiş zaten. yunan takvimine göre dörtyüz yıllık devirlerde altıyüzseksensekiz tane cuma günü varmış. onüç burda saymaktan üşendiğim çeşitli nedenlerden dolayı uğursuz ilan edilmiş zaten, bir de italyan inanışına göre cuma günleri uğursuzmuş. ikisi de birleşince duble (double) uğursuz olmuş, üstünü de çikolata kaplamışlar isim de koymuşlar: friggatriskaidekaphobia.
kabul etmiyorum. her cuma günü kazanılmış bir zafermiş biz çalışanlar ve öğrenciler için! öyle uğursuz, tatsız diyerek korkular yaratarak zaferimizi elimizden alamazsınız! biz şimdi bunları geçip haftasonunun tadını çıkarmaya bakalım, haksız mıyım? are you ready?
haydi başlatalım haftasonunu!
let's go
los geht's! 

1.07.2012

tavsiye: kibrit kutusu cafe

bir sıcak istanbul haftasonunda istanbul'dan uzakta da olsam size istanbul'da yapılacak bir şeyler tavsiyesi verebilirim sanırım. kadıköy'ün en şirin en güzel sokağı ali suavi sokak'ta (nam-ı diğer sanatkarlar sokağı) adı gibi şirin bir mekan: kibrit kutusu! daha önce de bahsettiğim gibi bir haftasonuna başlamanın en güzel yanı kahvaltı. eğer diyorsanız ki "ya dün akşam ben ne içmişim, bi an önce temiz hava alayım öyle sucukla yumurtayla da uğraşmayayım", hadi atlayın bir vasıtaya (araba, dolmuş, taksi, vapur, metrobüs!!, otobüs...) gidin kadıköy'e. edin şöyle geniş bir hafif bir ege kahvaltısı veya doyurucu bir doğu anadolu kahvaltısı. üstüne de artık alışveriş mi yaparsınız, sinemaya mı gidersiniz (klimalı sinemalar güzel olabilir sıcakta) onu bilemem. ama eve dönmeden bir daha aynı mekanda şöyle mideyi şenlendirecek bir çizkek veya mekanın spesyali (nasıl yazılıyorusa kaymakçina yiyebilirsiniz. sonrasında da haftasonunu mideyi mutlu ederek kapatma şansınız olur. ha illa ben kahvaltıyla doymadım üzerinde bir de öğle yemeği yiyeyim diyorsanız, o da var, onu da yersiniz. mantı yiyin, köfte-makarna yiyin. ben fırsatım olduğunda gittim, gördüm, beğendim. sıcak ve güleryüzlü çalışanları da gitmek için başka bir sebep.
ama şimdi sıkı durun! daha önceki bir yazımda bahsettiğim bir konuyu bu mekanda da gözlemlemek mümkün. arkadaş adamlar tuvalete kütüphane yapmışlar ya! ee.. pardon heyecanıma yenik düştüm, yazının özünden koptum. neyse öyle bir mekan ki tuvelette bile hoşça vakit geçirmek mümkün, ama çok kalmayın mekanın tek tuvaleti var diğer insanları düşünün.
neyse vakit bulursanız uğrayın, böylelikle demek istediklerimi canlı canlı yaşama fırsatı bulacaksınız, bana hak veriyorsanız eğer sanatçılar sokağından bana bi bileklik falan bişey alın yahu, hah hahİ neyse bu da böyle serbest bir yazı oldu, uzun süredir bu satırlara hasret kalmıştınız ben de bir tavsiyeyle geri döneyim dedim. bir sonraki haftaya kadar görüşmek üzere.
ha bir de benim anlattıklarımdan tatmin olmayıp dahasını öğrenmek ve yerini detaylı görmek istiyorsanız mekana bir de internet sitesi yapmışlar. buyrun bir de burdan yakın:

sevgiyle kalın, haftasonlarının tadını çıkarın!

2.06.2012

Spring Summer












ASKIN KiMYASI, The Chemistry Of Love

Spring has come to town, whilst the drivers are in anger as usual. The woman besides me turned and said, Is that you? ...

Silence, like in the lyrics of Tea Party... Just silence... Was that me, or whom? The humidity is already overloaded, so the scent of non-bathed human in the bus; like an overdose of nose-killing therapy; the bus which we used to be got-in. I said 'Yes, hmm; probably it's me'. The only one whose got hazel green eyes, the only one who does not care about the ones around but only looking towards the sea, on the bridge, we were lucky. Whom barely think about it, but passing on a bridge from Europe to Asia, as a usual daily routine; above the sea app. 65 meters and see/watch the Bosphorus everyday, we were a bit lucky... Ah Istanbul, I; with the years going by, can now hardly understand our Komsi_The Greek how sad they should be...

Havalar isindikca, bahar ve sonbahar'da sirasiyla erotizmsel, depresyonel duygularin cosmasinin temel nedeni icilen alkol degildir. Aslinda yaz mevsiminden cok daha buyuk sarsintidadir vucut, hormonlar. Sicagin etkisi ile fena; gibi hisseden insanin esas hormonal aktivitesi Bahar'da tepe noktasina gelmistir; sonbahar'da ise inmektedir. Yani bahar aylari, insanin kendi kendisiyle, arkadas_ekibiyle, ciceklerle, isiyle daha bir sevisgen oldugu donemdir...

Listen; Ralf Gum feat Diamondancer, Vintage Cafe, Ennio Morricone, Avicii, ASOT by AVBuuren, -the master, Hird, Air, Ufo, Ralph Myerz&The Jack Herren Band, Frank Benett, Michael Buble, Gurhan (nefes, between us, bakarsin, 3'u de muhtesem'''!!!***), Club Des Belugas (Hip hip chin chin; Martini Mood Vol.3, Smooth Return Mix), Bonney M, Berk&The Virtual Band, Tosca, Ramaustra, Llorca, Shantel, MoHorizons, Nouvelle Vague, SHAKEDOWN_AT NİGHT CHAB DEEP MIX; Karen Ramirez, Megadet-symphony of destruction REGGEA VERSIONE;Solomun_hypnotize - feurvogel(?)...

20.05.2012

bahar çarpması

haftasonu dört (4) gün olunca ilk iki (2) gün cumartesi, sonraki iki (2) gün pazar oluyor. dört (4) gün miskinlik yapılıyor! bu bahar iyi olmadı. haftasonu bitti, yağmur başladı!
sürprizlerle dolu bir haftaya merhaba!

6.05.2012

gece yolcuları/sarhoşları - night-express people

bütün hafta çalıştıktan, iş ve ders peşinde, meeting'den call conference'a, vorlesung'dan übung'a, selamiçeşme'den hadımköy'e (yanlışsam düzeltirsin) koşturduktan sonra takvimler haftanın beşinci ve son gününü gösterdiğinde akla çok fazla seçenek gelmez. eve ne kadar yorgun gelinirse gelinse cuma akşamları haftasonunun chill kısmı sofa kısmına ağır basar ve dışarı çıkmak ister deli insan gönlü. lakin alkol bu tarz eğlencelerin kaçınılmaz sonu olduğundan araba evde bırakılır, zaten bütün hafta çalışan pistonlara da dinlenme şansı vermek gerekir, öğrenci hayatında ise zaten böyle bir şans yoktur o yüzden küçük şehirlerde tabanlarının gücüne büyük şehirlerde de toplu taşımanın (metrobas?) büyüsüne kapılmak gerekir. o gece uzadıkça eve geri dönmek işkence olur. burda kalsam da ilk treni/otobüsü/metroyu/tramvayı beklesem diye gece uzar, alkol artar ve ertesi günkü ağrı gittikçe arttırılır. ama bunun da bir çözümü vardır. bu haftaki ferahlatıcı karalamamda büyük ve orta ölçekli şehirlerde toplu taşımanın topluma bir kıyağı olan night-express'lerden ve onların insanlarından bahsetmek istiyorum.

night-express (dt. nacht-express, tr. gece-ekspresi??, sarhoşum beni eve bırak-taşımacılığı??) gecenin "birkaç tekila shot daha döner mi?" ile "şimdi eve gitsem sabah çok geç olmadan kalkarım belki"leri arasında kalkar. genellikle cuma, cumartesi ve ertesi gün resmi tatil olan gecelerde, gece başına bir veya iki sefer düzenlerler. ilkine yetişmek tam bir irade göstergesidir. eğer geceye erken başlanmamışsa genelde o noktada "ya hacı, zaten bir tane daha var getir orda iki jägermeister!" dersin ve bakarsın geceyi delip geçen otobüsün arkasından. saatine baktığında bir sonraki bir-birbuçuk saat sonra gelecektir. kaba bir hesapla önünde en az iki biralık vakit vardır. sen o iki birayı içme yoluna girerken ilk night-express kendine özel çizilmiş, şehrin bütün bölgelerine uğramaya özen gösteren yoluna girer.

o iki bira genelde uzadıkça uzar, muhabbet keyfe gelir, yan masadan insanlar gelir ve bir bakmışın ikinci ve belki de son night-express önünden geçer ve sen arkasından kadeh kaldırırsın. ama diyelim ki bu sefer muhabbet gerginleşmiş, senin bi şekilde uykun gelmiş, barda bira bitmiş (yok artık!) ve sen o son night-express'i yakalamışsın. işte onun içinden birkaç çeşit insan profili sizlere bu hafta chill and sofa (a.k.a.: onlyatweekends) farkıyla geliyor:

şoför: night-express'in en sorumlu ve en şanssız kişidir. diğer şöforler arasında kısa çöpü çeken odur. cuma akşamı evinde ailesiyle veya arkadaşlarıyla dışarda bir yerde geçirmek yerine, onun yapamadıklarını yapanları evlerine götürmek zorundadır. olur olmaz yerlerde bağıran sarhoşlarla, gergin bakışlı insanlarla, ne yazık ki alkolün de etkisiyle yediklerini çıkartan insanların pislikleriyle ve anlamsız muhabbet açlığındaki çakırkeyiflerle uğraşmak onun işinin gereklilikleri arasındadır. ara sıra hata yapmak onun da hakkıdır. ancak diğer şoförlere göre daha şanslıdır, çünkü hata yaptığında "boşver hacı, olur öyle!, "senin canın sağolsun kaptan!" tarzı pohpohlanmalarla geçiştirilecektir ve o gece karanlığında boş sokaklarda sorunlu yolcularını hedefine taşımaya devam edecektir.

yüksek sesle konuşan sarhoşlar: kendi grupları arasında çok eğlendiklerini ve çevresindekileri de eğlendirdiklerini düşünürler, ancak diğer insanlar için sadece sinir bozucudurlar. herkes onlar bir an önce insin diye bekler. o grupta daha az bağıran, genelde susan ve yüzünde sabit gülen bir ifade ile etrafındakilere uyum sağlamaya çalışan her zaman en tehlikelisidir, çünkü onun kusma hakkı her zaman saklıdır. bu kişiler ertesi gün bu yolculuğu hatırlamayacaklarından bunlara bulaşmanın gereği yoktur, kulaklarınız tıkar devam edersiniz.

çiftler: dışarıdan izlemesi en keyifli olan gruptur. her night-express'te en az iki çift bulunmak zorundadır. erkeğin yüzündeki ne kadar sarhoş olursa olsun o "soran ifade"yi ve kadının gözlerindeki uykuyu fark etmemek imkansızdır. erkek o gece kadını evine bırakacaksa eğer belki de son bir "iyi geceler öpücüğü" peşindedir, ancak bunu belli etmemek için çabalamaktadır her ne kadar sarhoşluk buna izin vermese de. kadın ise gayet normal bir şekilde gecenin sonunda uykusu gelmiş ve başını sevdiceğinin omzuna yaslamış gözlerini kapamıştır. durakları gelince inerler ve el ele yürürler.

sakin sarhoşlar: ya çok sarhoş değillerdir ya da sarhoşluklarını göstermekten çekinirler. karizmayı çizdirmemek için sabit bir yüz ifadesiyle otururlar. etraflarında olup biteni takip etmeye ve onlara gülümseyerek, kaşlarını çatarak uyum sağlamaya çalışırlar. tabii kafasını cama yaslayıp uyuyanları da mevcuttur. o uyuyanlar genelde inecekleri durağı kaçıracaklarından onları uyandırmak ve eve gidecekleri uygun yolu söylemek yine şoförün görevidir.

sarhoş olmayanlar: şoförden sonra en şanssız olanlardır. o gece ya çok az içmişir ya da işten geç çıkmış eve dönüyordur. tek istediği bir an önce yatağına varıp derin bir uyku çekmektir. yol boyunca yapabileceği en muhtemel şey olası tehlikelerden kaçınmak (sarhoş sataşması/kusması gibi) ve çevresindeki insanları gözlemlemek olabilir. eve döndüğünde bu gözlemlerini belki bir yerlere yazacaktır. zaman onun için diğerlerine göre biraz daha yavaş geçer ama durağı geldiğinde huzurlu bir şekilde inip evine gider.

her night-express'te yukardaki beş gruptan bir insan mutlaka bulunmaktadır. bunun yanına ekleyebileceğimiz birçok insan çeşidi vardır, zaten çeşit çeşit de insan vardır. (geyiğe bağlama.) eğer başarılı bir şekilde night-express yardımıyla evinize vardıysanız, fazla bir yere takılmadan yatağınıza girin ve iyi bir uyku çekin. ertesi gün de güzel bir kahvaltıyla haftasonunun geri kalanının tadını çıkarın! bizden tavsiyesi...

1.05.2012

LetTheBeatBeYourGuide-RitmeBirakKendini

Hatirlatma: Muazzam bir gosteri, hem kulaga hem gonule hem zihne hitap eder. http://www.sensation.com/ Resmi sitesidir. http://www.youtube.com/watch?v=z-NnLhkoSSA&feature=related 2011'de HD May 5th Ukraine; May 12th Belgrade, May 19th Prague, Jun 2nd Sao Paolo, Jun 11th St Petersburg, Jul 07th and goes on...

Italya'da Como guzelce bir yerdir, gezmek guzel; ayrica bunun yaninda bahar geldi yasasin miskinlik!!!  Ancak Garda'ya da zaman olursa ugramak daha da iyi hissettirecektir; ozellikle EU'nun en buyuk birkac roller*coaster'ina binip de inice bira icmek ))... Daha uzun yaziyi haftasonu koyacagim. NOTE: SensationWhite'in "kesinlikle" kacirilmamasi gerekiyor!!!!

30.04.2012

como beni milanolarda.

ya yazacak şeyler çoktur ya da yazacak bir şey kalmamıştır, işte tam bu anda çıkılan bir yol sonrası haftasonu ile soslanmış bir gezi yazısı çok iyi gelir. bu nedenledir ki rotamızı bu sefer güneye kırmıştı kaptan, uzun bir aradan sonra gönlümün gitmek istediği yönde ve "bir yaklaşık" ülkeye: italya'ya, milano'ya.

gezi yazısı diye başladım ama ne kadarı geziden bahseder ne kadarı başka konulara dalar bilmiyorum, atıyorum tutan haber versin. haydar ergülen "eylül" adlı şiirinde şöyle diyor: "bir gecede gittimdi hazirandan eylüle", biz de ise durum tersiydi: bir gecede gittik şubat'tan mayıs'a. mevsim normallerinin altında, geldiğini belli etmeyen almanya sözde bahar'ından como gölünün kıyısı'na vuran güneşin altında bulduk kendimizi. sokakların kirliliği, insanların rahatlığı, tekneleri kıyıya paralel duruşuyla aslında çok tanıdığımız bir sahil kentiydi orası. kıyıya vuran suları tuzlu değildi belki ama meydanındaki ağacın altına oturmuş yaşlı amcalar, teyzeler oldukça tanıdıklardı. george clooney ve michael schnumacher adlı zatlar da bu şirin kasaba ve göl kenarından etkilenmiş olacaklar ki onlar da birer yazlık almışlar bu muhitten. üzücü bir detay: fotoğraf makinemin pili bittiğinden como'dan benim gördüklerimi ne yazık ki sizlerle paylaşamayacağım ama milano ile iglili birkaç fotoğraf ekleyebilirim. henüz bakmadım o fotoğraflara da...

milano ise como yanında tabii ki gerçek bir şehir. como milanoluların kaçtıkları yazlık yer havasında daha çok. bir italyan şehri kaosunu içinde barındırıyor. kısa süre içinde sadece turistik yerlerini gezebildik aslında, o yüzden beylik laflara ve beylik tespitlere fazla yer vermek istemiyorum, çünkü onların da hepsi aslında benim için kulaktan dolma. bir futbol mabedi san siro'yu uzaktan da olsa selamladık, leonardo usta'nın elini öpüp bir çayını içme fırsatımız oldu, o da bize eskizlerini gösterdi. bir de kalenin bahçesindeki çimenlere uzanıp -benim lugatımda tatil anlamına gelen- güneş altında öğlen birası içtik ki demeyin keyfimize. gezi yazısı yemek tavsiyesiz olmaz: gidin milano'da panzerotti yiyin, içi çeşitli malzemelerle dolu pişi gibi bir şey, çok pahalı da değil. yerini tarif edemem ama meydanın oralarda insanların kuyruk beklediği bir yer görüyorsanız orası işte. onun karşısında da dondurmacı var, ordan da bi dondurma yiyin şahane işte. dondurmanın bir kültür olduğunu orada farkediyorsunuz. üç topu aynı anda söylemenizi istiyor ve ona göre uygun sırayla külahın üstüne diziyor. güzel yüzlü sıcak insanların memleketi italya'dan şimdilik bu kadar bildirebiliyorum sanırım. bir dahaki italya ve diğer seferlerimde yazmak umuduyla, istanbul'daki anneme babama, bu sayfanın diğer sesi, bir görsel ustası, renklerin adamına bana birkaç haftaki tembelliğimi yüzüme vurmadığı için teşekkür ederekten baharın gelmesi sevinciyle cümleyi de bitiremeyerek selam göndermeyi borç bilirim. bahar da geldi, ben de geldim.

kaldığımız ve kandığımız yerden devam!





p.s.: sonradan baktım, çektiğim fotoğrafları pek sevmedim, buğulu, yamuk yumuk çıkmışlar, zaten şarj etmeyi unuttuğumdan kafam atmıştı çoktan. o yüzden sadece leonarda usta'nın heykelini koydum, milano'yu da onunla hatırlayalım artık.

6.04.2012

God Can See You Better - Tanri Seni Daha Kolay Gorur

En begendigim one of the most inspring ads of Porsche reklamidir. Ustu acik araba yolda giderken altta yazan motto: God Can See You Better... Daha ne denilebilir ki, Mr 911 Huzur Icinde Uyu, bu dunyadaki erkekler icin kalplerini yerinden cikarabilecek en guzel oyuncaklardan baslicasini yarattin!  




Ferdinand Alexander Porsche dead at 76

Rest In Peace Dear Master FRANKFURT — Ferdinand Alexander Porsche, creator of the Porsche 911 — with its sloping roof line, long hood and powerful rear engine — that has been a sports car-lover’s fantasy for a half century, has died at the age of 76. Porsche died Thursday in Salzburg, Austria, Porsche AG said Thursday. Taken directly from NYDailyNews

1.04.2012

bir o yandan bir bu yandan

bir yanda rakı, bir yanda viski
bir yanda zeki müren, bir yanda dj
bir yanda meze, bir yanda redbull
bir yanda tahta masa loş ışık, bir yanda renkli ışıklar yüksek ses
bir yanda simit-çay, bir yanda milchkaffee
bir yanda soda-limon, bir yanda alka seltzer
bir yanda efkar, bir yanda fun
bir yanda sofa, bir yanda chill

hepsi aynı haftasonunda, aynı yirmidört saat içerisinde.

ortak özellikleri: sabah aynı eve-dama sığamama hali, bir de hem rakıya hem de viskiye buz koyulması sanırım (tabii tercih meselesi)

27.03.2012

Color of Life - Hayatin Rengi...

Cat tired off eating Tuna, Karakoy
Sunset and the Tea-man, Kadikoy

Rhodes "Masks"

Cheers canozy


Happy Birthday
A kind surprise for the Birthday Man: S-Curve "S-Viraji"

25.03.2012

akıntı - tıkantı

dün gece uykumdan 1 (yazıyla: bir) saat çaldıklarında anlamıştım. sabah yüzüme vuran güneş ve susmadan mutlu mutlu öten kuşların sesleriyle gelmişti bahar, zorla evin içine giriyordu. içerde kalamazdım, bunu bilen alman insanı da zaten bugünü satışa açık pazar (verkaufsoffener sonntag) ilan etmiş, aklınca herkesi sokağa dökmeyi planlıyordu, hakkını teslim ediyorum başarılı oldu.
ben ise yine bir haftasonun gününe uyanmaya çalışıyordum. o malum haftasonu tadı değildi bu sefer ağzımdaki, onu önceki sabah yeterince hissetmiştim, bu sefer boğazımda yanma ve burnumda akıntıyla uyandım, yani bahar geldi ben hastalandım. yatakta döndüm, bu esnada sihirli bir el televizyonda formula bir yarışını açmış, deliler gibi yağmur yağıyordu. kim açtı? acaba diye düşünürken seslendim, "ilaçlarımı getirin, hasta oldum." karşılık yine benden geldi: "kalk kendin al!". bu arada raikkonen en hızlı turu atmıştı, hoşgeldin iceman!
bakmayın böyle yazdığıma aslında ben de mutlu oldum havanın geç kararmasına. güneşin parlamasına falan. hatta şimdi dışarı çıkıyorum parklara bahçelere yatmaya ama bi de şu musluk tıkanmasıydı be...